1
Eksiksiz, tamam duruma getirmek, bütünlemek
To complete, make whole, supplement
Örnek kullanım:
“Rehberim sille, tokat hatta asker süngüsü, bir hayli darbe yedikten sonra işini tamamladı.”— N. F. Kısakürek
[ta·ma·mla·ma·k]
(tamamlamak)Eksiksiz, tamam duruma getirmek, bütünlemek
To complete, make whole, supplement
Örnek kullanım:
“Rehberim sille, tokat hatta asker süngüsü, bir hayli darbe yedikten sonra işini tamamladı.”— N. F. Kısakürek
Bitirmek
To finish
Örnek kullanım:
“Bu, otuz yaşına gelmeden altmışını tamamlamış sıska bir gençti.”— Ö. Seyfettin
TDK Sözlük
Resmi kaynak
Google'da Ara
Daha fazla