1
Bir şeyi kullanılacak, yararlanılacak duruma getirmek, kurmak
To put something in a usable, beneficial condition, to set up
Örnek kullanım:
“Bir çeyrek saat içinde bavullarımızı bile hazırlayamazdık.”— Y. K. Karaosmanoğlu
[ha·zɯ·ɾla·ma·k]
(hazuhrlamak)Bir şeyi kullanılacak, yararlanılacak duruma getirmek, kurmak
To put something in a usable, beneficial condition, to set up
Örnek kullanım:
“Bir çeyrek saat içinde bavullarımızı bile hazırlayamazdık.”— Y. K. Karaosmanoğlu
Bir şeyi ortaya koymak, gerçekleştirmek
To present, realize something
Örnek kullanım:
“Sözlük hazırlamak.”
Önceden düzenlemek
To arrange in advance
Örnek kullanım:
“Ayrıca kimi Karagözcüler kendi görüntülerini kendileri hazırlarlar.”— M. And
Önlem almak, sağlamak
To take precautions, provide
Örnek kullanım:
“Kış için kömürü hazırladık.”
Sebep olmak, yol açmak
To cause, lead to
Örnek kullanım:
“İç bölünmeler felaketi hazırlar.”
Birini herhangi bir şeyi yapabilecek veya bir şeyi yüklenebilecek duruma getirmek
To enable someone to do something or take on something
Örnek kullanım:
“Yine ömründe bir kez bile tiyatroya gitmemiş olan babamı ertesi hafta annem hazırladı.”— A. Ağaoğlu
Alıştırmak
To accustom
Örnek kullanım:
“Onu kötü habere hazırladık.”
Bir maddeyi elde etmek
To obtain a substance
TDK Sözlük
Resmi kaynak
Google'da Ara
Daha fazla