Ağızda çiğneyerek yutmak
To swallow by chewing in the mouth
Örnek kullanım:
“Adam o kadar çabuk yiyor ki hizmetçi ekmek yetiştiremiyor.”— B. Felek
[je·me·k]
(yemek)Ağızda çiğneyerek yutmak
To swallow by chewing in the mouth
Örnek kullanım:
“Adam o kadar çabuk yiyor ki hizmetçi ekmek yetiştiremiyor.”— B. Felek
Aşındırmak, kemirmek, oymak, delmek
To erode, gnaw, carve, drill
Örnek kullanım:
“Neclâ onun böyle kendinden geçercesine çalıştığını gördükçe üzüntüden tırnaklarını yiyor.”— H. Taner
Isırmak
To bite
Örnek kullanım:
“Sivrisinekler çocuğun kollarını yemiş.”
Batmak, çizmek, kaşındırmak, dalamak
To sink, prick, itch, dip
Hoşa gitmeyen kötü bir duruma uğramak, tutulmak
To experience an unpleasant bad situation, to be caught
Örnek kullanım:
“Kendini topladı ama fena yerinden gagayı yedi sanırım...”— M. Ş. Esendal
Hakkı olmayan ve kendisine yasak edilmiş bulunan bir şeyi kabul etmek
To accept something that is not one's right and is forbidden to oneself
Örnek kullanım:
“Haram yemek. Rüşvet yemek.”
Harcamak, tüketmek, bitirmek
To spend, consume, finish
Örnek kullanım:
“Mirası sen yedin, zahmeti ben çekiyorum diye latife ediyordu.”— M. Ş. Esendal
Yasal yoldan cezalandırılmak
To be legally punished
Birine alacağını vermemek, ödememek
Not to give one's debt to someone, not to pay
Örnek kullanım:
“Bu adam benim yüz bin liramı yedi.”
Başkasının parasını harcamak
To spend someone else's money
Örnek kullanım:
“Dalkavuklar çok parasını yemişler.”
Harcanmak, kullanılmak, sarf edilmek
To be spent, used, consumed
Örnek kullanım:
“Yapımına başlanan bu yapı günde 5 ton çimento yiyor.”
Sürekli üzmek, tedirgin etmek
To constantly upset, disturb
Örnek kullanım:
“Bu dert beni yiyor.”
Gücünü kırmak, perişan etmek, mahvetmek
To break one's strength, ruin, destroy
Kandırmak
To deceive
Örnek kullanım:
“Bizi yemek, sana mı kaldı.”
TDK Sözlük
Resmi kaynak
Google'da Ara
Daha fazla