1
Bir kurala, bir ilkeye, bir gerçeğe uymama durumu, yanılgı, hata
The state of not conforming to a rule, a principle, a reality, a misconception, an error.
Örnek kullanım:
“Sen hayatımdaki bir yanlışmışsın, keşke seni hiç tanımasaydım.”— N. Eray
[ja·nlɯ·ʃ]
(yanluhsh)Bir kurala, bir ilkeye, bir gerçeğe uymama durumu, yanılgı, hata
The state of not conforming to a rule, a principle, a reality, a misconception, an error.
Örnek kullanım:
“Sen hayatımdaki bir yanlışmışsın, keşke seni hiç tanımasaydım.”— N. Eray
Bir kurala, bir ilkeye, bir gerçeğe uymayan, aykırı olan, hatalı
Not conforming to a rule, a principle, a reality, contrary, erroneous.
Örnek kullanım:
“Yanlış ve mantıksız hareketim bu suretle cezalanmalı.”— A. Gündüz
Hatalı bir biçimde
In an erroneous manner.
Örnek kullanım:
“Evime gitmek için, yanlış söyledim, gitmemek için vapurun kaçmasını bekliyordum.”— S. F. Abasıyanık
Biçimsel düşünme yasalarına uymayan, düşünülen şeyle uyuşmayan
Not conforming to the formal laws of thinking, not in accordance with the thing being thought.
TDK Sözlük
Resmi kaynak
Google'da Ara
Daha fazla