TürkçemizOyunlarİletişim
  1. Ana Sayfa
  2. Sözlük
  3. vermek

smartsözlük

Ana SayfaSözlükAtasözleriİlginç BilgilerHakkımızdaİletişim
© 2025 Smart Sözlük. Tüm hakları saklıdır.

vermek

to convey

[ve·ɾme·k]

(vermek)
22 anlam
1

Üzerinde, elinde veya yakınında olan bir şeyi birisine eriştirmek, iletmek

To convey, to deliver something that is on, in, or near one

Örnek kullanım:

“Okumadığım zaman tavukların bahçesindeyim, yemlerini ben veririm.”— Ö. Seyfettin
2

Bırakmak veya bağışlamak

To leave or to donate

3

Ondan bilmek, atfetmek

To attribute to, to ascribe to

Örnek kullanım:

“Bilgin'in bu çekingen tavırlarını kusurlu ve zayıf oluşuna verdi.”— F. R. Atay
4

Düşünce veya bilgi anlatan şeyleri başkalarına iletmek, bildirmek

To communicate, to inform others of thoughts or information

Örnek kullanım:

“Geçenlerde bir derginin, 'Eski ünlüler ne yapıyor?' adlı bir röportajına verdiği cevapları okudum.”— H. Taner
5

Döndürmek, çevirmek, yöneltmek

To turn, to rotate, to direct

Örnek kullanım:

“Arabanın burnunu en tenha kahvelerden birinin önünde rıhtıma verdiler.”— A. İlhan
6

Herhangi bir duruma yol açmak

To cause any situation

Örnek kullanım:

“Kendilerine iyi bir çalışma fırsatı verdim.”— Y. K. Karaosmanoğlu
7

Satmak

To sell

Örnek kullanım:

“Ucuz pahalı deme de ver gitsin; ver de kurtul.”
8

Kızı, kadını biriyle evlendirmek

To marry off a daughter or a woman to someone

Örnek kullanım:

“Uzun Osman, Zeynep'le Süleyman'a, ikisini birbirine vereceğini söylediği zaman şaşmadılar.”— H. E. Adıvar
9

Ödemek

To pay

Örnek kullanım:

“Haydi ... arabaya atlayın... Köşkten parayı verirler.”— P. Safa
10

Yaymak

To spread

Örnek kullanım:

“Ses vermek. Korku vermek. Işık vermek.”
11

Bitki ve ağaç, ürün üretmek

To produce plants, trees, and products

Örnek kullanım:

“Dal budak saldı, yemiş vermeye başladı.”— R. E. Ünaydın
12

Herhangi bir şey ortaya çıkarmak, oluşturmak

To bring out, to create anything

Örnek kullanım:

“Kendisi de muhakkak artistlerden, güzel eser veren, güzel konuşan, hayalleri işlek adamlardan hoşlanıyor.”— R. H. Karay
13

Hepsini herhangi bir duruma sokmak

To put everything into any situation

Örnek kullanım:

“Ateşe vermek. Ortalığı heyecana vermek.”
14

Sahip olmasını sağlamak

To ensure possession

15

Bir şey üzerinde etki yapmak, biçimini değiştirmek

To have an effect on something, to change its form

Örnek kullanım:

“Hareket vermek. Biçim vermek.”
16

Tespit etmek

To determine

Örnek kullanım:

“Randevu vermek. Ad vermek.”
17

Kazandırmak, katmak

To earn, to add

Örnek kullanım:

“Tat, çeşni vermek.”
18

Ayırmak, harcamak

To separate, to spend

Örnek kullanım:

“Emek vermek. Zaman vermek.”
19

Dayamak

To lean

Örnek kullanım:

“Duvara sırtını verip çömeldi. Gözünü hamamcının geleceği yola çiviledi.”— A. Sayar
20

Doğurmak

To give birth

Örnek kullanım:

“Kezban, ona yedi evlat vermişti.”
21

Cinsel yönden kendisini kullandırmak

To allow oneself to be used sexually

22

Kök veya gövdeleri sonuna -ı (-i, -u, -ü) zarf-fiil eki almış fiillere gelerek tezlik bildiren birleşik fiiller oluşturur

Forming compound verbs that express immediacy, with the -ı (-i, -u, -ü) gerund suffix added to verb roots or stems

Örnek kullanım:

“alıvermek, dizivermek, yapıvermek, görüvermek.”

TDK Sözlük

Resmi kaynak

Google'da Ara

Daha fazla