1
Uygulamak işi, tatbikat, tatbik, pratik
The act of applying, application, practice
Örnek kullanım:
“Yaptığımızın keyfî bir uygulama olduğunun farkında ama bir şey de söyleyemiyor.”— A. Ümit
[ujgu·la·ma]
(uygulama)Uygulamak işi, tatbikat, tatbik, pratik
The act of applying, application, practice
Örnek kullanım:
“Yaptığımızın keyfî bir uygulama olduğunun farkında ama bir şey de söyleyemiyor.”— A. Ümit
Kuramsal bir bilgiyi, ilkeyi, düşünceyi herhangi bir alanda hayata tatbik etme, tatbik
Applying a theoretical knowledge, principle, or idea to any field of life, application
Örnek kullanım:
“Bir çeşit uygulama oluyordu yazdıkları.”— N. Cumalı
Bir sanat ve bilim dalının ilkelerini düşünce alanından uygulama alanına geçirip gerçekleştirme işi, kılgı, tatbik, ameliye, pratik
The process of transferring the principles of an art and science from the field of thought to the field of application, practice, application, operation
Yürütüm
Implementation
TDK Sözlük
Resmi kaynak
Google'da Ara
Daha fazla