Isısı düşük olan, sıcak karşıtı
low in temperature, opposite of hot
Örnek kullanım:
“Bu el soğuktu ve titriyordu.”— P. Safa
[so·uː·k]
(soghuk)Isısı düşük olan, sıcak karşıtı
low in temperature, opposite of hot
Örnek kullanım:
“Bu el soğuktu ve titriyordu.”— P. Safa
Üşütecek derecede ısısı olan
having a temperature low enough to chill
Örnek kullanım:
“Güneşli, soğuk bir gündü.”— S. F. Abasıyanık
Isının üşütecek kadar az veya düşük olması durumu
the state of having a temperature low enough to chill
Örnek kullanım:
“Apışlarının arasına bir sac mangal alarak yakıcı soğuktan korunmaya çalışıyordu.”— E. E. Talu
Duygudan, sevgiden yoksun olan, yakın ve içten olmayan, ilgisiz
devoid of emotion or affection, distant and impersonal, indifferent
Örnek kullanım:
“Soğuk tavırla birbirlerini selamlayıp uzaklaştılar.”— R. H. Karay
Sevimsiz veya yersiz, antipatik
unattractive or inappropriate, antipathetic
Örnek kullanım:
“Bu soğuk, yavan sözler zevkimi rencide ediyordu.”— H. C. Yalçın
Cinsel istek duymayan
lacking sexual desire
Örnek kullanım:
“Soğuk bir kadın.”
İlgisiz, sevimsiz bir biçimde veya memnuniyetsizliğini belli ederek
in an indifferent, unattractive manner or expressing dissatisfaction
TDK Sözlük
Resmi kaynak
Google'da Ara
Daha fazla