Yetenek ve zekâ geliştirici, belli kuralları olan, iyi vakit geçirmeye yarayan eğlence
Entertainment that develops talent and intelligence, has certain rules, and is used to have a good time
[oju·n]
(oyun)Yetenek ve zekâ geliştirici, belli kuralları olan, iyi vakit geçirmeye yarayan eğlence
Entertainment that develops talent and intelligence, has certain rules, and is used to have a good time
Tiyatro veya sinemada sanatçının rolünü yorumlama biçimi
The way an actor interprets their role in a theater or cinema
Müzik eşliğinde yapılan hareketlerin bütünü
The totality of movements performed to the accompaniment of music
Örnek kullanım:
“Zeybek oyunu.”
Seslendirilmek veya sahnede oynanmak için hazırlanmış eser, temsil, piyes
A work, performance, or play prepared to be recited or performed on stage
Bedence ve kafaca yetenekleri geliştirmek amacıyla yapılan, çevikliğe dayanan her türlü yarışma
Any kind of competition based on agility, aimed at developing physical and mental abilities
Örnek kullanım:
“Olimpiyat oyunları. Akdeniz oyunları.”
Şaşkınlık uyandırıcı hüner
Astonishing skill
Örnek kullanım:
“Hokkabazın oyunu. Cambazın oyunu.”
Kumar
Gambling
Örnek kullanım:
“Bazıları oyun başından kalkar kalkmaz her şeyi unuturlar.”— P. Safa
Güreşte rakibini yenmek için yapılan türlü biçimlerde şaşırtıcı hareket
Surprising movements made in wrestling to defeat the opponent
Teniste, tavlada taraflardan birinin belirli sayı kazanmasıyla elde edilen sonuç
The result obtained by one of the parties in tennis or backgammon by winning a certain number of points
Hile, alicengiz oyunu, düzen, desise, entrika
Deception, cunning game, scheme, intrigue
Örnek kullanım:
“Atatürk hiçbir zaman onların oyununa kanmış değildir.”— H. Taner
TDK Sözlük
Resmi kaynak
Google'da Ara
Daha fazla