TürkçemizOyunlarİletişim
  1. Ana Sayfa
  2. Sözlük
  3. olmak

smartsözlük

Ana SayfaSözlükAtasözleriİlginç BilgilerHakkımızdaİletişim
© 2025 Smart Sözlük. Tüm hakları saklıdır.

olmak

to be

[olma·k]

(olmak)
25 anlam
1

Meydana gelmek, varlık kazanmak, vuku bulmak

To occur, to come into existence, to take place

Örnek kullanım:

“En şiddetli münakaşa, kumpanyanın ismi için oldu.”— S. F. Abasıyanık
2

Gerçekleşmek veya yapılmak

To be realized or done

3

Bir görev, makam, san veya nitelik kazanmak

To acquire a duty, position, title, or quality

Örnek kullanım:

“Okumak, eczacı olmak bu sayılı inatlarından biri ve ilkidir.”— T. Buğra
4

Bir şeyi elde etmek, edinmek

To obtain, to acquire something

Örnek kullanım:

“Nihayet ben mal sahibi olacağıma göre rahattım.”— S. F. Abasıyanık
5

Bir durumdan başka bir duruma geçmek

To pass from one state to another

6

Herhangi bir durumda bulunmak

To be in any given situation

7

Uygun düşmek, yerinde görülmek

To be appropriate, to be considered suitable

Örnek kullanım:

“Böyle iş olmaz. Oraya gitmesek de olur.”
8

Yetişmek, olgunlaşmak

To mature, to ripen

Örnek kullanım:

“Ekinler oldu. Üzümler daha olmadı.”
9

Hazırlanmak, hazır duruma gelmek

To prepare, to get ready

Örnek kullanım:

“Çay oldu.”
10

Bulunmak

To be present

Örnek kullanım:

“Kız da hemen olduğu yere oturdu.”— M. Ş. Esendal
11

Geçmek, tamamlanmak

To pass, to be completed

Örnek kullanım:

“İki yıl oldu. Nerede ise üç yıl olacak.”
12

Sürdürmek, yürütmek

To maintain, to carry on

Örnek kullanım:

“İlişkilerimiz dostça olsun istiyorum.”
13

Bir kuruluşla, örgütle ilgili bulunmak, mensup olmak

To be associated with an organization, to be a member

Örnek kullanım:

“Partili olmak.”
14

Yaklaşmak, gelip çatmak

To approach, to come near

Örnek kullanım:

“Sabah oldu.”
15

Bir şey, birinin mülkiyetine geçmek

For something to pass into someone's possession

Örnek kullanım:

“Pırlanta gerdanlığı da tektaş küpesi de zümrüt yüzüğü de kendinin olsun!”— S. M. Alus
16

Ek fiilin geniş zamanı olan -dır (-dir) anlamında kullanılan bir söz

A phrase used in the sense of the copula verb's present tense (-dır/-dir)

Örnek kullanım:

“Annesi oluyor. Yeğeni olur.”
17

Sarhoş olmak

To get drunk

Örnek kullanım:

“Sen adamakıllı olmuşsun.”
18

Uymak, tam gelmek

To fit, to match perfectly

Örnek kullanım:

“Bu şapka başıma oluyor.”
19

Yitirmek, elinden kaçırmak

To lose, to let slip away

Örnek kullanım:

“Tembelliği yüzünden işinden oldu.”
20

Bir yerde doğmuş, yaşamış olmak

To have been born and lived in a place

Örnek kullanım:

“Köyden, kasabadan olmayan, düveni, dirgeni nasıl bilebilir?”
21

Bir olayla karşılaşmak, başına kötü bir şey gelmek

To encounter an event, to have something bad happen to one

Örnek kullanım:

“Aman, ona bir şey olmasın! Kimseye bir şey olmadı.”
22

Yol açmak

To pave the way

Örnek kullanım:

“Bu davranışın ona çok zararı oldu.”
23

Bir ad veya sıfatın belirttiği durumu almak

To take on the state or quality denoted by a noun or adjective

Örnek kullanım:

“Su, buz oldu.”
24

Sıfat-fiil eki almış kelimelerle birlikte başlama, bitirme vb. bildiren fiilleri oluşturur

Forms verbs indicating the beginning, completion, etc. with participles

Örnek kullanım:

“Artık bize gelmez oldu. Bu işi yapmış olacak.”
25

Hastalığa yakalanmak, tutulmak

To contract an illness, to be afflicted by

Örnek kullanım:

“Tifo olmak. Verem olmak.”

TDK Sözlük

Resmi kaynak

Google'da Ara

Daha fazla