Meydana gelmek, varlık kazanmak, vuku bulmak
To occur, to come into existence, to take place
Örnek kullanım:
“En şiddetli münakaşa, kumpanyanın ismi için oldu.”— S. F. Abasıyanık
[olma·k]
(olmak)Meydana gelmek, varlık kazanmak, vuku bulmak
To occur, to come into existence, to take place
Örnek kullanım:
“En şiddetli münakaşa, kumpanyanın ismi için oldu.”— S. F. Abasıyanık
Gerçekleşmek veya yapılmak
To be realized or done
Bir görev, makam, san veya nitelik kazanmak
To acquire a duty, position, title, or quality
Örnek kullanım:
“Okumak, eczacı olmak bu sayılı inatlarından biri ve ilkidir.”— T. Buğra
Bir şeyi elde etmek, edinmek
To obtain, to acquire something
Örnek kullanım:
“Nihayet ben mal sahibi olacağıma göre rahattım.”— S. F. Abasıyanık
Bir durumdan başka bir duruma geçmek
To pass from one state to another
Herhangi bir durumda bulunmak
To be in any given situation
Uygun düşmek, yerinde görülmek
To be appropriate, to be considered suitable
Örnek kullanım:
“Böyle iş olmaz. Oraya gitmesek de olur.”
Yetişmek, olgunlaşmak
To mature, to ripen
Örnek kullanım:
“Ekinler oldu. Üzümler daha olmadı.”
Hazırlanmak, hazır duruma gelmek
To prepare, to get ready
Örnek kullanım:
“Çay oldu.”
Bulunmak
To be present
Örnek kullanım:
“Kız da hemen olduğu yere oturdu.”— M. Ş. Esendal
Geçmek, tamamlanmak
To pass, to be completed
Örnek kullanım:
“İki yıl oldu. Nerede ise üç yıl olacak.”
Sürdürmek, yürütmek
To maintain, to carry on
Örnek kullanım:
“İlişkilerimiz dostça olsun istiyorum.”
Bir kuruluşla, örgütle ilgili bulunmak, mensup olmak
To be associated with an organization, to be a member
Örnek kullanım:
“Partili olmak.”
Yaklaşmak, gelip çatmak
To approach, to come near
Örnek kullanım:
“Sabah oldu.”
Bir şey, birinin mülkiyetine geçmek
For something to pass into someone's possession
Örnek kullanım:
“Pırlanta gerdanlığı da tektaş küpesi de zümrüt yüzüğü de kendinin olsun!”— S. M. Alus
Ek fiilin geniş zamanı olan -dır (-dir) anlamında kullanılan bir söz
A phrase used in the sense of the copula verb's present tense (-dır/-dir)
Örnek kullanım:
“Annesi oluyor. Yeğeni olur.”
Sarhoş olmak
To get drunk
Örnek kullanım:
“Sen adamakıllı olmuşsun.”
Uymak, tam gelmek
To fit, to match perfectly
Örnek kullanım:
“Bu şapka başıma oluyor.”
Yitirmek, elinden kaçırmak
To lose, to let slip away
Örnek kullanım:
“Tembelliği yüzünden işinden oldu.”
Bir yerde doğmuş, yaşamış olmak
To have been born and lived in a place
Örnek kullanım:
“Köyden, kasabadan olmayan, düveni, dirgeni nasıl bilebilir?”
Bir olayla karşılaşmak, başına kötü bir şey gelmek
To encounter an event, to have something bad happen to one
Örnek kullanım:
“Aman, ona bir şey olmasın! Kimseye bir şey olmadı.”
Yol açmak
To pave the way
Örnek kullanım:
“Bu davranışın ona çok zararı oldu.”
Bir ad veya sıfatın belirttiği durumu almak
To take on the state or quality denoted by a noun or adjective
Örnek kullanım:
“Su, buz oldu.”
Sıfat-fiil eki almış kelimelerle birlikte başlama, bitirme vb. bildiren fiilleri oluşturur
Forms verbs indicating the beginning, completion, etc. with participles
Örnek kullanım:
“Artık bize gelmez oldu. Bu işi yapmış olacak.”
Hastalığa yakalanmak, tutulmak
To contract an illness, to be afflicted by
Örnek kullanım:
“Tifo olmak. Verem olmak.”
TDK Sözlük
Resmi kaynak
Google'da Ara
Daha fazla