Bir yazıyı meydana getiren harf ve işaretlere bakıp bunları çözümlemek veya seslendirmek
To analyze or vocalize the letters and symbols that make up a written text
Örnek kullanım:
“Bana umutsuz bir sesle son raporları okudu.”— F. R. Atay
[oku·ma·k]
(okumak)Bir yazıyı meydana getiren harf ve işaretlere bakıp bunları çözümlemek veya seslendirmek
To analyze or vocalize the letters and symbols that make up a written text
Örnek kullanım:
“Bana umutsuz bir sesle son raporları okudu.”— F. R. Atay
Yazılmış bir metnin iletmek istediği şeyleri öğrenmek
To learn the things that a written text wants to convey
Örnek kullanım:
“Gazete bile okumak istemiyorum.”— B. Felek
Bir konuyu öğrenmek için okulda, bir öğretmenin yanında veya yazılı şeyler üzerinde çalışmak, öğrenim görmek
To study a subject at school, with a teacher, or on written materials, to receive education
Örnek kullanım:
“Çabuk dil öğrenmedi, okumak istemedi.”— H. E. Adıvar
Sesli olarak söylemek
To say out loud
Örnek kullanım:
“Salon boşalmaya başladı, biz şiirler okuyup dinliyoruz.”— R. H. Karay
Bir şeyin anlamını çözmek
To solve the meaning of something
Örnek kullanım:
“Şifre okumak.”
Hastalığı iyi edeceğini ileri sürerek okuyup üflemek, üfürükçülük etmek
To read and blow, to practice quackery, claiming that it will cure the disease
Bazı belirtilerle bir anlamı, gizli bir duyguyu anlamak, kavramak
To understand a meaning, a hidden emotion with some signs
Örnek kullanım:
“Yüzünü benden saklıyor. Niçin? Çehresinde, melalinde aşkının matemini okumayayım diye mi?”— Ö. Seyfettin
Değerlendirmek
To evaluate
Sövmek, küfretmek
To curse, to swear
Bir yere çağırmak, davet etmek, okuntu göndermek
To call someone to a place, to invite, to send an invitation
TDK Sözlük
Resmi kaynak
Google'da Ara
Daha fazla