Bir tehlike veya tehlike düşüncesi karşısında duyulan kaygı, üzüntü
Anxiety, distress felt in the face of a danger or the thought of a danger
Örnek kullanım:
“Yarı çocuk kalbimde korku, kapıya yaklaştıkça büyüyor.”— Y. Z. Ortaç
[ko·ɾku]
(korku)Bir tehlike veya tehlike düşüncesi karşısında duyulan kaygı, üzüntü
Anxiety, distress felt in the face of a danger or the thought of a danger
Örnek kullanım:
“Yarı çocuk kalbimde korku, kapıya yaklaştıkça büyüyor.”— Y. Z. Ortaç
Kötülük gelme ihtimali, tehlike, muhatara
The possibility of evil occurring, danger, peril
Örnek kullanım:
“Yollarda korku kalmadı.”
Gerçek veya beklenen bir tehlike ile yoğun bir acı karşısında uyanan ve coşku, beniz sararması, ağız kuruması, solunum ve kalp atışı hızlanması vb. belirtileri olan veya daha karmaşık fizyolojik değişmelerle kendini gösteren duygu
The emotion that arises in the face of a real or expected danger and intense pain, with symptoms such as excitement, pallor, dry mouth, accelerated breathing and heartbeat, or more complex physiological changes
TDK Sözlük
Resmi kaynak
Google'da Ara
Daha fazla