1
Boyutları, benzerlerininkinden daha ufak olan, mikro, büyük karşıtı
Smaller in dimensions than their counterparts, micro, opposite of large
Örnek kullanım:
“Duvar, çeşitli küçük kâğıtlara basılmış resimlerle kaplıydı.”— A. Kutlu
[ky·tʃy·k]
(kuechuek)Boyutları, benzerlerininkinden daha ufak olan, mikro, büyük karşıtı
Smaller in dimensions than their counterparts, micro, opposite of large
Örnek kullanım:
“Duvar, çeşitli küçük kâğıtlara basılmış resimlerle kaplıydı.”— A. Kutlu
Yaşı daha az olan
Younger in age
Örnek kullanım:
“Zaten galiba en küçük oğlun ölümcül bir hastalığı olduğuna hiçbirimiz inanmak istemiyorduk.”— A. Ağaoğlu
Niceliği az olan
Small in quantity
Örnek kullanım:
“Kimseden en küçük bir alaka görmüyordum.”— S. F. Abasıyanık
Niteliği aşağı olan, bayağı
Lower in quality, vulgar
Örnek kullanım:
“Küçük adam.”
Geri aşamada
In the background
Örnek kullanım:
“Küçük bir memur.”
Değersiz, önemsiz
Worthless, insignificant
Örnek kullanım:
“Bu iyi, temiz, sıhhatli küçük insanların uykusu bambaşka bir şey.”— S. F. Abasıyanık
Kısık, parlak olmayan (ses)
Muffled, not bright (sound)
Örnek kullanım:
“Küçük, tatlı bir sesle kovboy şarkıları söyledi.”— R. H. Karay
Küçük abdest
Small ablution
Makam, rütbe, derece bakımından daha aşağı olan kimse
A person of lower rank, position, or degree
TDK Sözlük
Resmi kaynak
Google'da Ara
Daha fazla