İstenilen, beğenilen nitelikleri taşıyan, beğenilecek biçimde olan, kötü karşıtı
Having the desired, admired qualities, being in a desirable form, the opposite of bad.
Örnek kullanım:
“Bir aralık iyi fal bildiğimi haremde duyurdum.”— F. R. Atay
[iji]
(iyi)İstenilen, beğenilen nitelikleri taşıyan, beğenilecek biçimde olan, kötü karşıtı
Having the desired, admired qualities, being in a desirable form, the opposite of bad.
Örnek kullanım:
“Bir aralık iyi fal bildiğimi haremde duyurdum.”— F. R. Atay
Bol, çok, aşırı
Abundant, a lot, excessive.
Örnek kullanım:
“İyi yağmur yağdı.”
Uğurlu, hayırlı, iyilik getiren
Auspicious, beneficial, bringing good.
Örnek kullanım:
“İyi haber.”
Esen, sağlıklı
Healthy, well.
Örnek kullanım:
“İyi ve sıhhatli olduğumu bildirebilirsiniz.”— N. F. Kısakürek
Yerinde, uygun
Appropriate, suitable.
Örnek kullanım:
“İyi bir cevap.”
Doğru olan
Correct.
Örnek kullanım:
“İyisi bu işe karışmamaktır.”
Yeterli, yetecek miktarda olan
Sufficient, in an adequate amount.
Örnek kullanım:
“Bu yün, hırka için iyidir.”
Öğrencinin değerlendirilmesinde kullanılan orta ile pekiyi arasındaki not
The grade between average and excellent used in student evaluation.
İstenilen, beğenilen, yerinde, yararlı, uygun bir biçimde
In a desired, liked, appropriate, useful, suitable manner.
Örnek kullanım:
“Bunun çocukları iyi çıktıkları için ölünceye kadar babalarına bakmışlar.”— M. Ş. Esendal
TDK Sözlük
Resmi kaynak
Google'da Ara
Daha fazla