TürkçemizOyunlarİletişim
  1. Ana Sayfa
  2. Sözlük
  3. iş

smartsözlük

Ana SayfaSözlükAtasözleriİlginç BilgilerHakkımızdaİletişim
© 2026 Smart Sözlük. Tüm hakları saklıdır.

iş

Work

[iʃ]

(ish)
19 anlam
1

Bir sonuç elde etmek, herhangi bir şey ortaya koymak için güç harcayarak yapılan etkinlik, çalışma

Activity, work done by exerting effort to achieve a result, to produce anything

Örnek kullanım:

“İş bittikten sonra denize karşı sigara içilir.”— S. F. Abasıyanık
2

Bir değer yaratan emek

Labor that creates value

3

Birinden istenen hizmet veya birine verilen görev

Service requested from someone or a task given to someone

Örnek kullanım:

“Şimdi Mısır'a memuru olduğum bankanın bir işi için geldim.”— Ö. Seyfettin
4

Sanayi, ticaret, tarım, maliye vb. alanlara ilişkin ekonomik etkinliklerin bütünü

The whole of economic activities related to industry, commerce, agriculture, finance, etc.

Örnek kullanım:

“İşler durgun.”
5

Kamu yararına yapılan işler

Works done for the public good

Örnek kullanım:

“Güvenlik işleri.”
6

Herhangi bir yere düzen verici, günlük yaşayışı sağlayıcı her türlü çalışma

Any kind of work that gives order to any place and provides daily life

Örnek kullanım:

“Bu evin işi çok.”
7

Geçim sağlamak için herhangi bir alanda yapılan çalışma, meslek

Work done in any field to earn a living, profession

Örnek kullanım:

“Sonunda bir iş buldum.”— S. F. Abasıyanık
8

Ticari anlaşma, alışveriş

Commercial agreement, trade

9

Herhangi bir maksatla kurulan düzen

Any order established for a purpose

Örnek kullanım:

“İşlerini bırakmışlar, dükkânlarını kapamışlar, akın akın şehri terk edip gidiyorlardı.”— Y. K. Karaosmanoğlu
10

Bazı deyimlerde `yarar, çıkar` anlamında kullanılan bir söz

A word used in some idioms to mean "benefit, interest"

Örnek kullanım:

“O, işini bilir. Bu, benim işime gelmez.”
11

Yapılan şey, davranış

What is done, behavior

Örnek kullanım:

“Yoksullara yardım etmekle çok iyi bir iş yaptım.”
12

Nakış, örgü, makrome gibi elde yapılan şey

Something handmade such as embroidery, knitting, macrame

Örnek kullanım:

“Komşu kadın elindeki işini dizine bırakıp geline döndü.”— M. Ş. Esendal
13

Emek, işçilik, ustalık

Labor, workmanship, mastery

Örnek kullanım:

“Bu örtü, işi ağır bir örtüdür.”
14

İşlem

Transaction

Örnek kullanım:

“İşimi görmediler.”
15

Bir kimseye özgü olan görüş, anlayış

A person's own view, understanding

Örnek kullanım:

“Bu, bir zevk işidir.”
16

Yetenek

Ability

Örnek kullanım:

“Demek bende daha iş varmış ki ilin öğretmeni seçtiler.”— M. İzgü
17

Sorun, konu, mesele, maslahat

Problem, subject, matter, affair

Örnek kullanım:

“Etrafın gülüşmeleri arasında iş anlaşıldı.”— H. C. Yalçın
18

Gizli neden veya maksat

Hidden reason or purpose

Örnek kullanım:

“Çoktandır köylünün şurada burada yayıp gezeceği ehemmiyetli bir iş, bir keramet gösterememişti.”— R. H. Karay
19

Bir kuvvetin uygulanma noktasını hareket ettirirken harcadığı güç

The force expended by a force in moving the point of application

Örnek kullanım:

“Erg, jul, kilogrammetre, vatsaat, kilovatsaat iş ve enerji birimleridir.”

TDK Sözlük

Resmi kaynak

Google'da Ara

Daha fazla