1
Zihinde tasarlanan, canlandırılan ve gerçekleşmesi özlenen şey, imge, hülya
The thing designed, visualized and desired to be realized in the mind, image, fantasy
Örnek kullanım:
“Mustafa Kemal hayallerin değil hakikatlerin adamı idi.”— F. R. Atay
[haya:li]
(hayal)Zihinde tasarlanan, canlandırılan ve gerçekleşmesi özlenen şey, imge, hülya
The thing designed, visualized and desired to be realized in the mind, image, fantasy
Örnek kullanım:
“Mustafa Kemal hayallerin değil hakikatlerin adamı idi.”— F. R. Atay
Belli belirsiz görülen şey, gölge
Something vaguely seen, a shadow
Görüntü
Image
Örnek kullanım:
“İnsanın aynadaki hayali.”
İmge
Image
Aydınlatılan bir perde arkasında deri veya kartondan yapılmış, hareket edebilen resimler ve bunlarla oynatılan oyun
Movable pictures made of leather or cardboard, played behind an illuminated screen, and the game played with them
Örnek kullanım:
“Hayal yani Karagöz oynatan bir sanatkârmış.”— A. Ş. Hisar
TDK Sözlük
Resmi kaynak
Google'da Ara
Daha fazla