Göze ve kulağa hoş gelen, hayranlık uyandıran, çirkin karşıtı
Pleasing to the eye and ear, inspiring admiration, the opposite of ugly
Örnek kullanım:
“Güzel kız. Güzel çiçek.”
[gy·ze·l]
(guezel)Göze ve kulağa hoş gelen, hayranlık uyandıran, çirkin karşıtı
Pleasing to the eye and ear, inspiring admiration, the opposite of ugly
Örnek kullanım:
“Güzel kız. Güzel çiçek.”
İyi, hoş
Good, pleasant
Örnek kullanım:
“Güzel şey canım, milletvekili olmak!”— Ç. Altan
Beklenene uygun düşen ve başarı düşüncesi uyandıran
Corresponding to the expected and evoking a sense of success
Örnek kullanım:
“Güzel bir fırsat.”
Soyluluk ve ahlaki üstünlük düşüncesi uyandıran
Evoking a sense of nobility and moral superiority
Örnek kullanım:
“Güzel duygular. Güzel hareketler.”
Görgü kurallarına uygun olan
Conforming to the rules of etiquette
Sakin, hoş (hava)
Calm, pleasant (weather)
Örnek kullanım:
“Güzel bir gece.”
Okşayıcı, aldatıcı, kandırıcı
Caressing, deceptive, misleading
Örnek kullanım:
“Güzel vaatler.”
Pek iyi, doğru
Very good, correct
Örnek kullanım:
“Güzel güzel amma!”
Güzel kız veya kadın
A beautiful girl or woman
Örnek kullanım:
“Güzeller deniz kenarına geldikleri zaman âşıklar da kale burçlarına ve bedenlerine dolarlar.”— A. H. Çelebi
Güzellik kraliçesi
Beauty queen
Hoşa giden, beğenilen, iyi, doğru bir biçimde
Pleasing, appreciated, in a good, correct way
Örnek kullanım:
“Arabayı koştururken boyunlarındaki ziller güzel şıngırdıyordu atların.”— R. Enis
Adamakıllı, şiddetli
Thoroughly, severely
Örnek kullanım:
“Karıkoca bu kuzu yüzünden güzel bir kavga ettiler.”— Ö. Seyfettin
TDK Sözlük
Resmi kaynak
Google'da Ara
Daha fazla