1
Geçimini güçlükle sağlayan, yoksul, fukara, zengin karşıtı
Hardly earning a living, poor, destitute, anti-rich
Örnek kullanım:
“En fakir köyler taştandır ve üstü kiremittir.”— F. R. Atay
[fa·ki·ɾ]
(fakir)Geçimini güçlükle sağlayan, yoksul, fukara, zengin karşıtı
Hardly earning a living, poor, destitute, anti-rich
Örnek kullanım:
“En fakir köyler taştandır ve üstü kiremittir.”— F. R. Atay
Olması gerekenden az
Less than it should be
Örnek kullanım:
“Seni fakir, soluk bir dekor içinde görmek istemem.”— M. Yesari
Hindistan'da yokluğa, eziyete kendini alıştırmış derviş
Dervish accustomed to poverty and suffering in India
Zavallı, kimsesiz
Poor, orphaned
Örnek kullanım:
“Hey gidi kahpe felek, gençliklerine doymadan gitti fakirler.”— H. Taner
Kişinin alçak gönüllülük göstermek için kendisine verdiği san
The name given to oneself to show humility
Örnek kullanım:
“Fakir dün ziyaretinize geldimse de bulamadım.”— Şemsettin Sami
TDK Sözlük
Resmi kaynak
Google'da Ara
Daha fazla