Çoktan beri var olan, üzerinden çok zaman geçmiş bulunan, yeni karşıtı
Already existing, long time ago, anti-new
Örnek kullanım:
“Ey benim eski duygularım, eski düşüncelerim. Neden böyle uzaksınız benden?”— N. Ataç
[eski]
(eski)Çoktan beri var olan, üzerinden çok zaman geçmiş bulunan, yeni karşıtı
Already existing, long time ago, anti-new
Örnek kullanım:
“Ey benim eski duygularım, eski düşüncelerim. Neden böyle uzaksınız benden?”— N. Ataç
Önceki, sabık
Previous, previous
Örnek kullanım:
“Bu durumun eski sevgilinin onurunu kırması doğal.”— A. Kutlu
Geçerli olmayan
Not applicable
Herhangi bir meslekte uzun süreden beri çalışmış olan
Have worked in any profession for a long time
Mesleğinde uzmanlaşmış, deneyimi olan
Specialized in his profession, with experience
Örnek kullanım:
“Eski öğretmen.”
Çok kullanmaktan yıpranmış, harap olmuş şey
Something worn out and ruined from too much use
Örnek kullanım:
“Ben babamın eskilerinden uydurma şeylerle giyiniyordum.”— H. Z. Uşaklıgil
Herhangi bir görevden düştüğü veya durumunu yitirdiği için bir kimsenin eski saygınlığının kalmadığı durumlarda kullanılan bir söz
A phrase used when a person is no longer respected because he or she has fallen from a position or lost his or her status.
Örnek kullanım:
“Mebus eskisi. Müdür eskisi.”
TDK Sözlük
Resmi kaynak
Google'da Ara
Daha fazla