Bir ucundan öbür ucuna kadar yönü değişmeyen, eğri ve çarpık karşıtı
The opposite of crooked and skewed, which does not change its direction from one end to the other
[do·ːɾu]
(doghru)Bir ucundan öbür ucuna kadar yönü değişmeyen, eğri ve çarpık karşıtı
The opposite of crooked and skewed, which does not change its direction from one end to the other
Gerçek, yalan olmayan
Truth, not lies
Örnek kullanım:
“Doğru haber.”
Akla, mantığa, gerçeğe veya kurala uygun
In accordance with reason, logic, fact or rule
Örnek kullanım:
“Bunları sana şimdiden söylemek daha doğrudur.”— A. Gündüz
Gerçek, hakikat
Truth, reality
Örnek kullanım:
“Söyleyin doğrusunu, siz insanoğlunun ahlaklı olabileceğine inanmıyorsunuz.”— N. Ataç
İki nokta arasındaki en kısa çizgi
The shortest line between two points
Örnek kullanım:
“İki noktadan yalnız bir doğru geçebilir.”
Yanlışsız, eksiksiz bir biçimde
Accurate, complete
Örnek kullanım:
“Doğru söylüyorsun Ali, doğru söylüyorsun ama kazın ayağı öyle değil.”— O. Kemal
Hiçbir yöne sapmadan, dosdoğru, doğruca
Straight, straight, without deviating in any direction
Örnek kullanım:
“Doğru oraya gitmiş olsaydınız herhâlde uygun olurdu.”— S. F. Abasıyanık
Yakın, yakınlarında
Near, near
Örnek kullanım:
“Şafağa doğru otomobil sesi duyuldu.”— F. R. Atay
Karşı yönünce
In the opposite direction
Örnek kullanım:
“Börekçi fırınının karşısındaki dört köşe taşlar döşeli, iki yanı ağaçlı yoldan çarşıya doğru yürüyordu.”— Y. Atılgan
Yasa, yöntem ve ahlaka bağlı, dürüst, namuslu
Adhering to law, method and morality, honest, honorable
TDK Sözlük
Resmi kaynak
Google'da Ara
Daha fazla