1
Bir iş oluncaya, biri gelinceye değin bir yerde kalmak, durmak
To stay in one place until something happens, until someone comes
Örnek kullanım:
“Ben de seni bekliyordum zaten.”— A. Ümit
[be·kle·me·k]
(beklemek)Bir iş oluncaya, biri gelinceye değin bir yerde kalmak, durmak
To stay in one place until something happens, until someone comes
Örnek kullanım:
“Ben de seni bekliyordum zaten.”— A. Ümit
Süre tanımak, acele etmemek
Allowing time, taking your time
Örnek kullanım:
“Bu ikramın sebebini anlamak için telaşsız bekledi.”— N. Hikmet
Bir şeyi, bir kimseyi gözetmek, korumak, muhafaza etmek
To watch over, protect, preserve something, someone
Örnek kullanım:
“Eşyayı beklemek. Tutukluları beklemek.”
Ummak
Expect
Örnek kullanım:
“Nikâhtan bu kadar keramet bekleme!”— P. Safa
Karşılaşma ihtimali bulunmak
Possibility of meeting
Örnek kullanım:
“Oysa bizi bekleyen yaşam bu değildi.”— R. Mağden
Aramak, istemek
Seeking, wanting
Örnek kullanım:
“Bu tecrübeli deniz kurdunun muhakkak bir beklediği var.”— F. F. Tülbentçi
Oyalanmak
Stalling
TDK Sözlük
Resmi kaynak
Google'da Ara
Daha fazla