1
Boyutları, benzerlerinden daha fazla olan (somut nesne), makro, küçük karşıtı
Having more dimensions than its counterparts (concrete object), macro, anti-small
Örnek kullanım:
“Büyük ağaçların altında, gazinoya doğru gidiyoruz.”— Y. Z. Ortaç
[by·jy·k]
(bueyuek)Boyutları, benzerlerinden daha fazla olan (somut nesne), makro, küçük karşıtı
Having more dimensions than its counterparts (concrete object), macro, anti-small
Örnek kullanım:
“Büyük ağaçların altında, gazinoya doğru gidiyoruz.”— Y. Z. Ortaç
Çok, ortalamayı aşan (soyut kavram)
Much, exceeding the average (abstract concept)
Örnek kullanım:
“Büyük bir cevap sıkıntısı geçirdikten sonra itiraf etti.”— P. Safa
Niceliği çok olan
The quantity is many
Örnek kullanım:
“Benim büyük kalabalıklara karşı ürkekliğim vardır.”— R. N. Güntekin
Üstün niteliği olan
Outstanding quality
Örnek kullanım:
“Molière büyük adammış, yeryüzüne gelmiş kişilerin en büyüklerinden biri.”— N. Ataç
Yetişkin, belli bir yaşa gelmiş
Adult, of a certain age
Örnek kullanım:
“Büyüklerin tandır sefasına ayıracak zamanları yoktu.”— A. Kutlu
Önemli
Important
Örnek kullanım:
“Ömrünün tek ve büyük oyunu bitmişti.”— T. Buğra
Büyük abdest
Great ablution
Makam, rütbe, derece bakımından daha üst olan kimse
One who is higher in terms of position, rank and degree
TDK Sözlük
Resmi kaynak
Google'da Ara
Daha fazla