TürkçemizOyunlarİletişim
  1. Ana Sayfa
  2. Sözlük
  3. almak

smartsözlük

Ana SayfaSözlükAtasözleriİlginç BilgilerHakkımızdaİletişim
© 2026 Smart Sözlük. Tüm hakları saklıdır.

almak

to take

[alma·k]

(almak)
33 anlam
1

Bir şeyi elle veya başka bir araçla tutarak bulunduğu yerden ayırmak, kaldırmak

To remove, take away something from its place by hand or with another tool

Örnek kullanım:

“Sağ elinin çevik bir hareketiyle başındaki tülbendi çekip aldı.”— N. Cumalı
2

Satın almak

To buy

3

Ele geçirmek, fethetmek

To capture, conquer

Örnek kullanım:

“Fakat aldıkları yerlerin ahalisini Türkleştiremediklerinden bu büyüklük onların zayıf düşmelerine sebep olmuş.”— Ö. Seyfettin
4

Bir şeyi veya kimseyi bulunduğu yerden ayırmak

To remove something or someone from its place

Örnek kullanım:

“Çocuğu okuldan aldı.”
5

Birlikte götürmek

To take together

6

İçine sığmak

To fit in

Örnek kullanım:

“Bu kavanoz iki kilo bal alır. Bu salon bin kişi alır.”
7

Kabul etmek

To accept

8

Kendine ulaştırılmak, iletilmek

To be delivered, communicated to oneself

Örnek kullanım:

“Mektup almak. Haber almak.”
9

İçeri sızmak, içine çekmek

To infiltrate, absorb into

Örnek kullanım:

“Gemi su alıyor. Fotoğraf makinesi ışık almış, film yanmış.”
10

Erkek, kadınla evlenmek

For a man to marry a woman

Örnek kullanım:

“O sırada aldığı kadının babasının birçok yardımını görmüştü.”— M. Ş. Esendal
11

Sürükleyip götürmek

To drag and carry away

Örnek kullanım:

“Öküzü sel aldı, harmanı yel aldı.”
12

Kazanmak, elde etmek

To win, obtain

13

Zararlı, tehlikeli bir şeye uğramak

To be subjected to something harmful or dangerous

Örnek kullanım:

“Soğuk almak. Ceza almak.”
14

Bürümek, sarmak, kaplamak

To cover, wrap, envelop

Örnek kullanım:

“Burayı kötü bir koku aldı, durulamaz hâle geldi.”
15

Kısaltmak, eksiltmek

To shorten, reduce

Örnek kullanım:

“Ceketin boyundan almak.”
16

Yolmak, koparmak

To pluck, tear off

Örnek kullanım:

“Kaş almak.”
17

Temizlemek

To clean

Örnek kullanım:

“Karyolanın altını süpürge ile al.”
18

İçeri girmesini sağlamak

To allow entry

Örnek kullanım:

“Sevdiği delikanlıyı gece evine almış.”— N. Cumalı
19

Tat veya koku duymak

To taste or smell

Örnek kullanım:

“Sigaradan hiç tat alamaz oldum. Burnu iyi koku alır.”
20

Örtmek, koymak

To cover, put

Örnek kullanım:

“Paltosunu sırtına aldı.”
21

Yol gitmek, mesafe katetmek

To travel, cover distance

Örnek kullanım:

“O yolu bir saatte alırsınız.”
22

Çalmak

To steal

Örnek kullanım:

“Cebimden saatimi almışlar.”
23

Soldurmak

To wither

Örnek kullanım:

“Güneş perdelerin rengini aldı.”
24

Vücuttaki hasta bir organı ameliyatla çıkarmak

To surgically remove a sick organ from the body

Örnek kullanım:

“Dalağını aldılar.”
25

Motor çalışması için gerekli olan elektrik veya yakıttan yararlanır duruma gelmek

To become able to utilize the electricity or fuel necessary for the operation of an engine

Örnek kullanım:

“Savcı yardımcısı gaza bastı, motor almadı. Bir daha bastı, yine almadı.”— H. Taner
26

Göreve, işe başlatmak

To start someone on a task, job

Örnek kullanım:

“Yeni bir kapıcı aldı.”
27

Görevden, işten çekmek

To withdraw someone from a task, job

28

Başlamak

To begin

Örnek kullanım:

“Üsküdar'a gider iken aldı da bir yağmur”— Halk türküsü
29

İçecek veya sigara içmek

To drink a beverage or smoke

Örnek kullanım:

“Tadına bakmak için bir yudum aldım.”
30

Yutmak, kullanmak

To swallow, consume

Örnek kullanım:

“İlaç almak.”
31

Kazanç sağlamak

To earn a profit

Örnek kullanım:

“Bir pantolondan beş yüz lira alıyorlar.”
32

Gidermek, yok etmek

To eliminate, get rid of

Örnek kullanım:

“İçine biraz su koy, tuzunu alır.”
33

Yer değiştirmek

To change location

TDK Sözlük

Resmi kaynak

Google'da Ara

Daha fazla