Küçük yaştaki erkek veya kız
a young boy or girl
Örnek kullanım:
“Çocuğun bir sütninesi vardı.”— R. H. Karay
[tʃo·dʒu·k]
(chojuk)Küçük yaştaki erkek veya kız
a young boy or girl
Örnek kullanım:
“Çocuğun bir sütninesi vardı.”— R. H. Karay
Soy bakımından oğul veya kız, evlat
a son or daughter, offspring
Örnek kullanım:
“Anası olacak bir kadın çocuğu omuzundan yakalamış.”— B. R. Eyüboğlu
Bebeklik ile erginlik arasındaki gelişme döneminde bulunan oğlan veya kız, uşak
a boy or girl in the developmental stage between infancy and adulthood, a youth
Örnek kullanım:
“Çocuk köşeyi dönerken ana arkasından su içmeye gitti.”— B. R. Eyüboğlu
Genç erkek
a young man
Büyükler arasında daha az yaşlı olan kişi
a person who is younger than the elders
Büyüklere yakışmayacak, daha çok küçüklerin yapabileceği gibi davranan kimse
someone who behaves in a way that is more suitable for children than for adults
Örnek kullanım:
“Otuz yaşında ama hâlâ çocuk.”
Belli bir işte yeteri kadar deneyimi ve yeteneği olmayan kimse
someone who lacks sufficient experience and ability in a particular job
TDK Sözlük
Resmi kaynak
Google'da Ara
Daha fazla